SİZİ ARAYALIM

Fırsat ve kampanyalardan haberdar et.

Ekovip Turizim A.Ş’nin işletmekte olduğu markalar, tedarikçileri ve işbirliği içinde olduğu kuruluşlara ilişkin hizmet, reklam, ilan, kampanya ve faaliyetleri hakkında; kullanılan tüm iletişim kanallarından tarafıma bilgilendirme ve bildirim yapılmasına onay veriyorum.

ÇAĞRI MERKEZİ444 7 847
İtalya Seyahati
İtalya Seyahati

Yıllardır gitmeyi en çok istediğim ülkeler arasında yer alan İtalya’ya önümüzdeki yaz için sonunda bilet alabildim. Özellikle Venedik, Toskana Vadisi, Pompeii ve Milano’yu gerçekten çok görmek istiyorum. Hem tarihi dokusuyla, hem biraz ürkütücü biraz da gotik tarzdaki mimarisiyle bende büyük merak uyandıran bir ülke İtalya. Bunun yanında, tanıştığım İtalyan arkadaşlarım sayesinde İtalyanların bizim Akdeniz insanımızla çok fazla ortak noktası olduğunu söyleyebilirim. En belirgin özellikleri de havasından olsa gerek, sıcakkanlılıkları. Ufak bir araştırma sonucu, İtalya seyahati için bana göre en uygun zamanın Haziran olduğuna karar verdim. Çünkü İtalyanlar çoğunlukla, iş ve okula ara verdikleri zaman daha kaliteli vakit geçirmek için otelleri tercih ediyorlarmış. Bu dönemler de genellikle Noel ve Paskalya tatilleri ve Temmuz Ağustos aylarına denk geliyor. Hal böyle olunca otel fiyatları da artıyor ne yazık ki. Siz de tatilinizi daha uygun fiyata getirmek istiyorsanız tatilinizi bu bahsettiğim dönemler dışında bir zamana ayarlamanızı tavsiye ederim.

Öncelikle uçuşum İstanbul’dan Fiumicino Leonardo da Vinci Havaalanı’na olduğu için ilk olarak Roma’yı gezeceğim. Roma şehir merkezine trenle yarım saat sürüyormuş havaalanı. Açıkçası biraz korkuyordum uzak olma ihtimalinden. Neyse ki düşündüğüm gibi değilmiş. İtalya seyahati boyunca toplu taşıma araçlarını fazla tercih etmemem gerektiğini söyleyen arkadaşlarıma ve havanın sürekli açık olmasına dayanarak şehri olabildiğince yürüyerek gezmeyi planlıyorum. Bu benim için kesinlikle iyi bir avantaj. Böylelikle şehrin tarihi yapılarını ve doğal güzelliklerini daha yakından gözlemleyebileceğimi düşünüyorum. Özellikle Vatikan’da bulunan, tasarımında Michalengelo’nun da yer aldığı St Peters Bazilikası’nı görmeyi çok istiyorum. Bizans İmparatorluğu’na dair izlerin bulunduğu bu kilise, dünyadaki en uzun kubbeye sahipmiş. Roma ‘yı kuşbakışı olarak en iyi buradan görebilirim sanırım. Roma’dan sonra trenle Napoli’ye geçerek Pompeii ‘yi gezmeyi düşünüyorum. İtalyan yemek kültürü denildiğinde aklımıza hemen pizza gelmesine rağmen kahveleri de çok güzelmiş bu ülkenin. Özellikle Napoli’de tatmam gerektiğini söyledi arkadaşlarım. Çok kahve düşkünü biri olmamama rağmen gerçekten merak ettim. Ayrıca Napoli’de zaman el verdiğince sanat galerilerini ve müzeleri de gezmeyi düşünüyorum. Özellikle Ulusal Arkeoloji Müzesi’ni çok merak ediyorum. Pompeii’den getirilen mozaik ve heykeller burada sergileniyormuş. Roma’dan Napoli ‘ye yol hızlı trenle bir buçuk saat sürüyormuş ortalama. Çok da uzak değilmiş neyse ki. Hem biraz dinlenmiş, hem de etrafı seyretme imkanı bulmuş olurum oturduğum yerden. Ordan Pompeii’ye nasıl geçeceğim hakkında bir fikrim yok, ama sorarak bir şekilde bulurum herhalde. Vezüv Yanardağı’nın patlamasıyla aniden küller altında kalan bu şehrin hikayesi beni gerçekten büyülüyor. Orada yaşayan insanların ölmeden önce en son neler hissettiklerini, en iyi Pompeii’nin sokaklarında gezerek anlayabilirim diye düşünüyorum.



Pompeii’den sonra İtalya seyahatime Floransa ile devam etmeyi planlıyorum. Pisa Kulesi’nde bir fotoğraf çektirmeden olmaz tabi buralara kadar gelmişken. Ama orada özellikle en çok, yeşilin her tonunu barındırdığı söylenen Toskana Vadisi’ni merak ediyorum. Chianti diye bir kasabası varmış. Şaraplarının çok iyi olduğunu söylüyorlar. Ayrıca bölgenin en yüksek bölgesi olan Amiata Dağı’nda bisiklet turu da çok keyifli olabilir. Toskana Vadisi sadece doğasıyla tanınmıyor tabi ki. San Gimignano’da bulunan tarihi sanat eserlerine de bir göz atmadan geri döneceğimi sanmıyorum. Ardından da Elba plajında biraz dinlenip güneşin keyfini çıkarmayı  düşünüyorum. Onca yorgunluktan sonra biraz olsun dinlenmek umarım iyi gelecektir.

Seyahat planımdaki bir sonraki durağımı Venedik olarak seçtim. Adriyatik Deniziyle çevrili bir lagüne inşa edilmiş bu şehri daha çok evlerin arasından araba yerine gondollarla geçilen bir yer olarak biliyoruz. Kulağa gerçekten ilgi çekici geliyor. Buraya Büyük Kanal deniyormuş. Bir gondol gezisi yapmadan buradan ayrılacağımı hiç sanmıyorum. Hayal etmesi bile inanılmaz keyif veriyor insana. Burada da en yüksek binayı araştırıp buldum: Çan Kulesi yani Campanile. Sanırım yüksekliği seviyorum. Hem heyecan veriyor, hem de etrafı daha net görebilmeme olanak sağlıyor. Son olarak Milano’yu gezmeyi planlıyorum. 2. Dünya Savaşı’ndaki ağır bombardmanlar sonucu epey hasar görmüş ama restorasyon çalışmalarıyla birlikte yenilenerek bugünkü halini almış. Özellikle moda haftalarıyla gündeme gelen bir şehir Milano. Burada en çok görmek istediğim Da Vinci’nin Son Akşam Yemeği tablosu. Biletlere ulaşmak talebin fazlalığından dolayı çok zormuş, İtalya seyahatime başlamadan araştırmaya başlasam iyi olacak sanırım. Burada biraz alışveriş de yapmak istiyorum. Dünyanın en eski alışveriş merkezlerinden biri olan Galleria Vittorio Emanuele’yi tavsiye etti arkadaşlarım. Fotoğraflardan gördüğüm kadarıyla alışverişten ziyade, binanın yapısı beni daha çok çekecekmiş gibi görünüyor. Etrafı incelemekten kendimi alabilirsem arkadaşlarıma da bir kaç hediye almayı düşünüyorum. Umarım başarabilirim. Çünkü burası İtalya seyahati için son durağım olacak ve ne yazık ki Milano’dan Türkiye’ye döneceğim. Gitmeden de yanıma mutlaka bir seyahat rehberi almayı planlıyorum her ihtimale karşı. Umarım planladığım gibi güzel gider her şey.

İlgili Turlar